İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI

İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI 

BİRİNCİ BÖLÜM İDARİ YARGI KARARLARI
1. YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARLARI

Bir idari işlem aleyhine Danıştay' da veya idari mahkemelerde dava ikame edilmesi doğrudan, dava konusu idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. İdari işlemin yürütülmesinin durması; ancak bir mahkeme kararıyla olabilir. 

Hukuk Devletinin temel güvencesi olan iptal davalarını çoğu kez anlamlı kılan yargı yerinden ancak böyle bir davanın açılması koşuluna bağlı olarak istenebilecek "yürütmenin durdurulması" kararlarıdır.1

Yürütmenin durdurulması kararları, iptali istenilen işlemi ortadan kaldırmayıp o işlemin ve onun sonucu olan işlemlerin uygulanmasını yasada aksine hüküm bulunmadıkça dava sonuna kadar durdurur. İşlemden önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlar. Bu 
nedenle hukuki niteliği bakımından iptal kararlarına çok yakındır.2 

2577 sayılı İdari Yargı Usulü Kanunu’nun da 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun ile yapılan değişiklikten sonra, yürütmenin durdurulması şu şekilde düzenlenmiştir: Bu kanunun 27.maddesinin 2.fıkrasına göre; Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması 

  • 1 ÖZAY İlhan, Günışığında Yönetim, İstanbul: Alfa Yayınları,1986, sahife 343.
  • 2 ÇAGLAYAN Ramazan, İdari Yargı Kararlarının Sonuçları ve Uygulanması, Ankara Seçim Yayınevi, 2000,sahife 192

halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle 
hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.”şeklindedir. 

Neticeten Danıştay ve İdare Mahkeme’leri tarafından tesis edilen yürütmeyi durdurma kararlarına göre idare işlem veya eylem tesis etmeye mecburdur."3

2. İPTAL KARARLARI 
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı, iptalleri için, menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Davanın konusu, idari işlemin bizzat kendisidir. Amaç, hukuka aykırı olarak nitelendirilen dava konusu idari işlemin, yapıldığı tarih itibariyle hukuk düzeninden çıkarılmasının sağlanmasıdır. İdari işlemin hiç yapılmamış, hiç doğmamış hale getirilmesidir. Özetle idari işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle, kesin bir hükümle sakat işlemlin geriye yürür bir şekilde ortadan kalkmasını sağlayan yargı kararlarıdır. 

  • 3 ULER Yıldırım, İptal Kararlarının Sonuçları, Ankara: A.Ü.H.F.Y.,No:281, 1970, sahife 4

Böylelikle iptal davası kabul edilir ve iptal kararı verilirse idari yargı yalnız davacı hakkında değil herkes hakkında iptal edilmiş olur. 4

İdari yargıda iptal kararlarının doğurduğu sonuçlara benzeri sonuçlar doğuran kavramlar mevcut olsa da bu kavramlar nitelik itibariyle iptal kararında farklılık gösterirler. "Yürütmenin durdurulması kararları" bir davada davacının istemi üzerine yargı yeri tarafından idari işlemin ya da yargı kararının uygulanmasının ertelenmesi için verilen koruyucu tedbir niteliğinde ara kararları iken, iptal kararları; uyuşmazlığı çözen, kesin hüküm olabilen işlemi ortadan kaldıran kararlardır. Yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin temel koşulu ve 
nedeni, dava konusu işlemdeki sakatlığın açık biçimde görülmesidir. İşlemin hukuka uygun olmadığı kanısına varan yargı yeri yürütmenin durdurulmasına karar verecek, iptal kararı verilinceye kadar, işlemin tesis edilmesinden önceki durum yürürlüğünü sürdürecektir. 
Doğurduğu sonuçlar bakımından iptal kararlarına benzeyen bir diğer kavram, "geri alma" dır. İdarenin, işlemini, geriye yürür biçimde ortadan kaldırması geri alma işlemidir. 

Geri alma ve iptal kararı arasındaki nitelik farkı açıktır. İptal kararı bir yargı işlemi iken geri alma idari bir işlemdir. Ancak bu iki kavram, geriye yürür olmak ve işlemin sakatlığı nedenine dayanmak bakımından benzerlik gösterir. Yargı yerince dava sonunda "iptal" kararı 5
verilmesi davanın tarafları ve üçüncü şahıslar için önemli sonuçlar doğurur. Bu sonuçlar üç başlık halinde incelenebilir. 

  • 4 DERBİL Süheyl, İdare Hukuku, Ankara: A.Ü.H.F.Y., No:133, 1959,Besinci Bası, sahife 193
  • 5 AYÇİÇEK Halil İbrahim, “İdari Yargı Kararlarının Yerine Getirilmesi”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2002, sahife 17-18

2.1. İptal Kararı ile Sakat İşlem Ortadan Kalkmış Sayılır
Bir idari işlemin yetkili yargı organlarınca iptal edilmesi bu işlemin yasaca öngörülen koşulları taşımadığının saptanması demektir. Eğer işlem yasada öngörülen koşulları taşımıyorsa işlemin sakatlığı saptanır. Bu, iptal davasının kabulü demektir.6

İdari işlemdeki hukuka aykırılığın yargı organınca saptanması halinde verilen karar; işlemin iptalidir. Danıştay içtihatlarıyla ortaya konduğu üzere iptal kararlarının iki önemli sonucu vardır. Biri, kararın idari işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırması, işlem 
hiç yapılmamış gibi bir sonuç doğurmasıdır. Diğeri ise kararın iptal edilen işlem yerine geçmemesi ve idarenin karar gereğince yeni bir işlem yapmak zorunda kalmasıdır. İdare Hukukunun genel ilkelerine göre idare yargı merciinin vermiş olduğu iptal kararı, idari 
işlemin yerine geçmez, onu tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırır, hukuken yok eder ama hâsıl olan boşluğa kendisi geçip oturamaz. Aksi halde yargı organı idarenin yerine geçmiş olur ki bu da kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı düşer. Hüküm vermek yargının, bu 
hüküm doğrultusunda işlem tesis etmek idarenin görev ve işlevidir. Ancak idare, işlemini tamamen yargı kararına uygun tesis etmek zorundadır.7

2.2. İptal Kararı Geriye Yürür
Yargı organının işlemdeki sakatlığı tespitinin yaptırımı olan iptal kararı ile işlem, sakatlığın ortaya çıktığı andan itibaren ortadan kalkmış olur. Mahkeme bir kararı iptal ettiğinde iptal keyfiyeti geçmişe yürür. Karar mahkemece iptal edildiği andan değil, idarece 
alındığı andan itibaren bozulmuş olur. 

  • 6 MUMCU Uğur, "Türk Hukukunda İptal Kararlarının Yerine Getirilmesi ve Sorumluluk",A.Ü.H.F.D., (1970), C.XXVII, S.3-4, sahife 97
  • 7 AYÇİÇEK, a.g.e., .sahife.18

İptal kararının geçmişe yürüdüğü büyük önem taşımaktadır. "İptal davasına konu olan bir işlem ve karar Danıştay'ca iptal edildiği tarihten değil, idarece tesis edildiği tarihten itibaren kalkmış sayılır."8

9.7.1966 tarih ve E.1966/21, K.1966/7 sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararında da bu husus belirtilmiş bulunmaktadır. "...Bu durumda başka göreve nakli idari yargı kararıyla iptal olunan memur hakkındaki nakil işlemi, bu karar dolayısıyla idarece tesis edildiği tarihten itibaren kalkmış olacağına göre o kadronun inhilal etmemiş sayılacağının kabulü zorunludur. Bu suretle aynı kadroyu iki kişinin işgal etmesi hali ortaya çıkmakta olup bunlardan yukarıda belirtilen sebeple münhal sayılmayacak olan kadroya yapılmış atamanın kaldırılarak eskiden beri o kadroyu işgal etmekte olan memurun mezkûr kadrodaki görevinin devam etmesi gerektiğine karar verildi." şeklindeki karar da bunu göstermektedir.9

2.2.1.İptal İle İşlem Yapılmadan Önceki Durum Geri Gelir İptal davaları çözümlenirken sakatlığın doğumu anındaki durum yargılanır. Bu sebeple sakat işlem dolayısıyla ortaya çıkmış bulunan hukuka aykırılıkların düzeltilmesi sakat işlemin iptali kararının geriye yürümesi sonucunu doğurur. İptal kararını yerine getirecek olan idarenin iptal kararı üzerine sakat işlem yapılmadan önceki hukuki durumun geri gelmiş olacağı, sakat işlemin hiç yapılmamış sayılacağı hususlarını göz önünde tutması gerekir.10

İptal kararı verilmesi sonucu işlemin tesisinden önceki duruma dönülmesi ile ilgili olarak doktrindeki görüşler ve Danıştay' ca benimsenmiş temel yaklaşım, iptal kararı verilmesi üzerine; niteliklerine göre bazı işlemlerin hiç yapılmamış sayılacağı, bunun 

  • 8 EROĞLU Hamza, İdare Hukuku Genel Esasları, İdari Teşkilat ve İdarenin Denetlenmesi, Ankara: Işın Yayıncılık,1985, sahife 449
  • 9 D.İ.B.K. , 9.7.1966, E.1966/21, K.1966/7, Danıştay Kararları Dergisi, (1967), S.107-110, Ankara, sahife 52
  • 10 ÖZDEŞ Orhan, "Danıştay Kararlarının Yerine Getirilmesi Zorunluluğu", Danıştay Dergisi,(1976),Y.6, S. 20-21,sahife.45

mümkün olmadığı hallerde yani idarenin işlem öncesi duruma dönülmesi için birtakım yeni düzenlemeler yapması gerektiği hallerde, idarenin bu yolda düzenlemeler yapmakla yükümlü olduğu yönündedir. Geri dönüşün ne zaman kendiliğinden olabileceği ve ne zaman idarenin karışması ile iptalden beklenen sonucun gerçekleşeceği konusunda kesin kural koyma olanağı yoktur. Çok genel bir biçimde idarenin yalnızca hareketsiz kalmasının yeterli olduğu durumlarda, önceki duruma dönüş kendiliğindendir denebilir. İlke kendiliğinden olsun ya da olmasın hukuka aykırı olmayan eski durumun geri gelmesidir. Geri dönüşün kendiliğinden olmadığı hallerde idarenin yapması gereken iptal kararına uygun davranması ve yeni kararlarını da bu yönde almasıdır.11

2.2.2.İptal Edilen İşlem Hiç Yapılmamış Sayılır
Bir idari işlemin yargı yerince iptal edilmesi üzerine "işlem öncesi duruma dönmek" bazı durumlarda ilgili açısından yeterli olmayabilir. İşlemin tesis edildiği tarih ile mahkemece iptaline karar verildiği tarih arasında ilgilinin bu işlemden dolayı uğradığı bir takım kayıplar 
ya da bu süre içinde kullanamadığı haklar olabilir. İşlem nedeniyle uğranılan zararın giderilebilmesi için "eski durumun gelmesi" neden daha etkili bir ilke gereklidir ki bu; "iptal edilen işlemin hiç yapılmamış sayılması" ilkesidir. 

Uygulamada "işlemin yokluğu" ile "hiç yapılmamış sayılması" hali benzer sonuçlar gösteriyorsa da sakat işlem sakatlığı saptanıp iptal edilene kadar uygulanması ve uyulması zorunlu bir işlemdir. Yokluk, işlemin hukuk düzenine hiç çıkmamış olması durumudur. İptal 
edilen işlemin hiç yapılmamış sayılması ilkesi ise, sakat işlem dolayısıyla ortaya çıkmış hukuka aykırı durumların düzeltilebilmesi için yol gösterici bir ilkedir. Bu ilkeye göre idare, 

  • 11 ULER, a.g.e., sahife 27

iptal edilen işlem hiç yapılmasa idi ne olacak idi ise düşünüp buna göre durumu düzeltmekle yükümlüdür.12

Burada ilke; hukuka aykırı işlemden doğan sonuçların ortadan kalkması amacıyla, iptal edilen işlemin hiç yapılmamış sayılması ve sakat işlem nedeniyle zarara uğrayan ilgilinin işlem yapılmamış olsa idi elde edebileceği şeyleri tam olarak verip kayba uğramasını 
önlemektir. 

2.3. İptal Kararı Genel Etkilidir
İdare tarafından tesis edilmiş olan işlemin sakatlığı, idari yargı yerince tespit edildiğinde verilen iptal kararı bütün ilgililer için sonuç ifade edecektir. İptal kararı geriye yürür bir etkiye sahip olduğundan, kararın doğuracağı etki, işlemin yapılması anında doğmuş etki ölçüsünde olacaktır. İptal devasından beklenen sonuç, işlemin iptalidir. Ve yargı yerince bu yolda karar alınınca, işlemin iptalinden bütün ilgililer etkilenecektir. Yargı yerince verilen kararın "yalnız davanın taraflarını ilgilendirmesi hali" ile "kesin hükmün nisbiliği" ilkesi iptal kararları için geçerli olmayacaktır. 

Genel etki her şeyden önce işlemin yöneldiği kişiler için geçerlidir. Ancak genel etki bu nispette dar anlamda kalmaz. İptal kararının uygulanması dolayısıyla işlemin yönelmemiş olduğu kişilere ve işlemlere ve de dolaylı olarak, ilgili işlemlere etki ulaşabilir.13

3. TAM YARGI KARARLARI 

  •  12 a.g.e., sahife 31
  • 13 a.g.e., sahife 45

Tam yargı davaları idari eylem, işlem veya sözleşmelerden hakları zarar görenler tarafından açılan davalardır. Bu davanın açılabilmesi için, bir hakkın ihlal edilmiş olması gerekir. Burada ihlal edilen hak kavramı adli yargıda görülen davalardaki ihlal edilmiş hak gibidir. Davacı bir hakkın yerine getirilmesi, bir saldırının durdurulması, eski durumun geri getirilmesi ya da uğranılan zararın giderilmesi gibi taleplerde bulunur. Dosyaya bakan hâkimin yetkileri, adli yargıda davaya bakan hâkimin yetkileri gibidir. Hâkim maddi olayı ve 
delilleri araştırarak, bir hakkın ihlalini tespit ederse bunun telafisi yönünde hüküm verir. Bu özellikleriyle tam yargı davası, özel hukuktaki eda davasına benzemektedir. 

Bu nedenle tam yargı davalarında verilen kararların infazının, adli yargı yerlerince verilen benzerlerinden farklı olmasını gerektirecek bir neden mevcut değildir. Bu esastan hareket eden İdari Yargılama Usulü Kanununun 28.maddesinin 2.fıkrası yukarıda belirttiğimiz 
gibi "tam yargı davaları hakkındaki kararlar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur" hükmüne yer vermiştir. Bu durumda icra dairesi İcra ve İflas Kanununun kamu dairelerine karşı kullanılmasına izin verdiği yetkileri kullanarak, idari yargı kararında (tam yargı 
davasında) hüküm altına alınan tazminatın veya hakkın davacıya verilmesini sağlar.14

  • 14  EROGLU, a.g.e., sahife 384

İKİNCİ BÖLÜM 
İDARİ YARGI KARARLARININ UYGULANMASI 
1. İPTAL KARARLARININ UYGULANMASI

7.11.1982 tarihinde kabul edilen Türkiye Cumhuriyetinin Anayasasının 138. Maddesinin 4. fıkrasında "Yasama ve yürütme organları ile idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ile idare mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların 
yerine getirilmesini geciktiremez" ifadesi yer almaktadır. Bu madde ile yargı kararlarının bağlayıcılığı devlet organlarının hepsi için ortaya konulmuştur. 

İdare Mahkemelerinin vermiş olduğu kararların bağlayıcılığı İdari Yargılama Usulü Kanununun (10. 6. 1994 tarihinde yapılan değişiklikle) 28. Maddesinin 1. fıkrasında da ayrıca belirtilmiştir. "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve 
yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir." 

İdareyi iptal kararlarını uygulama konusunda olumsuz tutum ve davranışa iten bir hususta 521 sayılı Danıştay eski Kanunun 95. maddesi olmuştur. Bu maddenin son fıkrasında yer alan "Danıştay ilamlarının icaplarına göre eylem veya işlem tesis etmeyen idare aleyhine Danıştay da manevi tazminat davası açılabilir." hükmü yanlış yorumlanarak iptal kararlarının yerine getirilmesinin idare için zorunlu olmadığı, davacıların lehlerine verilen kararların infaz edilmemesi halinde ancak tazminat davası açabilecekleri, idarenin tazminat ödeyerek kararı uygulamayabilecekleri ileri sürülmüştür.15

  • 15 AYÇİÇEK, a.g.e., sahife 25

 1950 ve 1960' lı yıllarda doktrinde buna benzer görüşler vardır. Nitekim ".iptal ilamları mevcut idari kararları kaldırır. Yerine idarenin yeni bir karar almasını gerektirir. İdareyi bu kararı almaya cebredecek bir vasıta yoktur. Burada vasıta sadece tazminattır. 
İdareye makul bir süre içinde iptal kararına uygun bir karar almazsa Danıştay hukuk devletine aykırı bir hal ve ağır bir kusur saymakta ve ilgiliyi idari karar alsaydı elde edeceği menfaati tazminat olarak hükmetmektedir. 16

Ancak günümüzde 1982 Anayasasının 138. ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. Maddesi hükümleri karşısında bu tartışmalar yer bulamamaktadır. 2577 sayılı 

İdari Yargılama Usulü Kanunun 29. Maddesinin birinci fıkrasında açıklanmıştır. Buna göre "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar yeterince açık değilse yahut birbirine aykırı hüküm fıkralarını taşıyorsa, taraflardan her biri kararın açıklanmasını veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir." Beşinci fıkrasında da "Açıklama veya aykırılığın kaldırılması, kararın yerine getirilmesine kadar istenebilir."demektedir. 

İdari yargı yerlerince verilen kararlarda açıklama bulunmadığından her zaman çok da anlaşılır olmayabilir. İdare bu durumlarda böyle kararların nasıl uygulanacağını bilemeyebilir veya bu konuda tereddüt edebilir. Bu takdirde Danıştay' a başvurup, Danıştay'ın vereceği 
mütalaa doğrultusunda uygulama yapabilir. 

İptal kararlarının yerine getirilmesi konusunda yargı mercilerinin tutumları da önemli bir etkendir. Yargının idareye ayrılan alana girmemesi, tarafsız, siyasi etkilerden uzak, anlaşılır, uygulamada güçlük yaratmayacak biçim ve kapsamda kararlar vermesi gerekir. Anayasanın 125. maddesinin 4. fıkrasında "Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin, kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya 

  • 16 BALTA Tahsin Bekir, İdare Hukuku, Ankara: A.Ü.S.B.F.Y., 1960, Seri No:12, sahife 327

takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." hükmü de bu anlamda değerlendirilmelidir. Böylece nasıl idare, mahkeme kararlarına saygı gösterecek, onları geciktirmeksizin yerine getirme zorunluluğunda olacaksa, yargı organı da idarenin işini güçleştirici biçimde kapalı, güç anlaşılır bu nedenle de uygulanması zor kararlardan kaçınacaktır.17

İptal davalarının kararlarının yerine getirilmesi tam yargı davalarındaki kadar kolay değildir. İptal davasına konu edilen idari işlemlerin uygulanması birbirinden çok farklılık arz etmektedirler. Yargı yerlerince verilen kararların hukuksal niteliği ve iptal kararlarının yerine 
getirilmesi görevinin genellikle işlemi iptal edilen idari kuruluşa gönderilmesi, iptal kararlarının yerine getirilmesini güçleştirmektedir. İptal kararlarının yerine getirilmesi, iptale konu olan idari işlemin niteliğine göre değişik durumlar göstermektedir. 

1.1. Sonuçları Bakımından İptal Kararları 
İptal kararları, idari işlemlerin aksine, zaman bakımından geriye yürüyerek, etki yaratırlar. İdari davaya konu edilen idari işlemi tesis edildiği (yapıldığı) tarihten itibaren ortadan kaldırarak, idari işlemden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlarlar.92 Hatta 
Danıştay 3.Dairesinin kararında söylendiğine göre, iptal kararı yalnızca dava konusu edilen idari işlemin üzerinde etki yaratmaz, ona bağlı olarak tesis edilen diğer işlemleri de, yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırarak tesis edilmemiş hale getirir. 

Bu açıklamalardan, idari yargı yerlerince verilen iptal kararlarının, biri, davaya konu idari işlemle ona bağlı olarak tesis edilen diğer işlemlerin yapıldıkları tarihten geçerli olarak ortadan kaldırılması, diğeri, bu işlemlerin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesinin 
sağlanması olmak üzere iki tür etkisi olduğu anlaşılmaktadır.18

  • 17 AYÇİÇEK, a.g.e., sahife 26
  • 18 CANDAN Turgut, “İdari Yargı Kararlarının Uygulanması-IV”, Maliye Postası, Y.12, S.256, sahife 45

İptal kararlarının etkilerinden ilki, yani davaya konu edilen idari işlem ile ona bağlı diğer işlemlerin tesis edildikleri tarihten geçerli olarak ortadan kalkması, iptal kararı ile kendiliğinden olur. İptal edilen idari işlemin ortadan kalkması için, idarenin herhangi bir işlemde bulunmasına, örneğin, başka bir idari işlem tesis etmesine veya eylemde bulunmasına gerek yoktur. Buna karşılık, iptal edilen idari işlemle ona bağlı diğer işlemlerin tesis edildikleri tarihten önceki hukuki durumun geri gelebilmesi, her zaman iptal kararı ile eş zamanlı değildir. Çoğu kere, bu sonucun sağlanması için idarenin de bir davranışta bulunması gereklidir. 

1.1.1. Kendiliğinden Sonuç Doğuran İptal Kararı
Kimi durumlarda iptal kararının yerine getirilmesi için idare tarafından bir işlem yapılmasına gerek kalmaz. Bunların iptal edilmeleri halinde idarenin iptal kararını uygulamak için ayrı bir işlem tesis etmesine veya eylemde bulunmasına gerek yoktur. Bu kararlar kendiliğinden sonuç doğurur. Bu halde idarenin pasif kalması, kararın uygulanması için yeterli olur. Kendiliğinden sonuç doğurma daha çok genel düzenleyici işlemlerde olmakla birlikte, birel işlemlerde de görülebilir. İptal edilen genel düzenleyici işleme dayanılarak yapılan işlemlerin durumu da önem arz etmektedir.19

Bu konuda doktrinde "Düzenleyici işlemlerin iptali halinde o alanda önceden yapılmış (iptal edilen düzenleyici işlemin ortadan kaldırdığı) bir düzenleyici işlem otomatik olarak yürürlük kazanır. Bu konuda idarenin herhangi bir işlem (düzenleyici işlemin yeniden yürürlük kazanması yolunda bir işlem) tesisine lüzum yoktur. Öte yandan eğer iptal edilen düzenleyici işlem, o alanda hukuki bir boşluk doğuruyor ise; ya da idare iptal edilen işlemle yeniden yürürlük kazanan eski düzenleyici işlemi değiştirmek düşüncesinde ise iptal 
kararındaki hususları gözetmek suretiyle hukuka uygun yeni bir düzenleyici işlemi her zaman 

  • 19 ÇAGLAYAN, a.g.e., sahife 150

yapabilir." denmektedir. Ancak iptal edilen düzenlemenin kaldırdığı ya da değiştirdiği 20 düzenlemeler, iptal kararı üzerine yeniden ve kendiliğinden yürürlüğe girmez. Aksi durum yargı yerinin yasa koyucu yerine geçmesi anlamına gelir şeklinde de görüşler bulunmaktadır.21

Bu gün kabul gören görüşe göre idarenin genel düzenleyici işlemi yargı yerince iptal edilince, yönetim tarafından herhangi bir işlem yapılmasına gerek yoktur. İptal kararı 22 kendiliğinden sonuç doğurur. İdarenin yapacağı tek şey, artık bu düzenleyici işlemi uygulamamaktır. Yani pasif kalmaktadır. 

Düzenleyici işlemin iptali edilmesi halinde o konunun yeniden düzenlemesi gerekiyor ve idare düzenlemeyi yapmaktan kaçınıyorsa bu konuda yargı idareye emir ve talimat veremez. Sadece hukuka aykırılığı tespit ederek işlemi iptal eder. Bir üst metin, örneğin yasa, düzenleyici işlem yapılmasını emrediyorsa, idarenin takdir yetkisi yoktur.23

Hem konusu hem de öznesi önceden bilinen, ortaya çıkan sonucun sadece bir kişi, bir nesne ya da bir olay için geçerli bir durumu gerçekleştiren işlemlere birel işlemler denilmektedir. Kimi durumlarda bireysel işlemlerin iptali de kendiliğinden sonuçlar doğurur. Örneğin kamulaştırma kararının, işten el çektirme ya da Devlet Memurları Kanununa göre, görevden uzaklaştırmanın iptali kendiliğinden sonuç doğurur; iptal kararının yerine getirilmesi için yönetimin herhangi bir işlem yapmasına gerek yoktur. Disiplin cezalarının iptalinde de durum aynıdır. Görevden uzaklaştırılan memurun, iptal kararı üzerine göreve başlamasına, yönetimce engel olunması, yeni bir yönetsel işlem niteliğindedir, buna karşı da dava yollarına başvurma olanağı vardır.24

20 KARAVELİOGLU Celal, Açıklama ve En Son İçtihatlarla İdari Yargılama Usulü Kanunu, Trabzon: 1993,C.2, ,sahife 89.

  • 21 ÇAGLAYAN,a.g.e., sahife 160
  • 22 GÖZÜBÜYÜK A. Şeref , “Yönetsel Yargı”, Turan Kitabevi, 10. Basım, Ankara, 1996, sahife 218
  • 23 ÇAGLAYAN, a.g.e., sahife 155
  • 24 GÖZÜBÜYÜK, a.g.e., sahife 219

Atama işleminin iptali halinde memura yapılan ödemeler geri alınamaz. Zira maaş hizmetin karşılığıdır. Bu sonuç iptal kararından etkilenmez. Yine atama işleminin iptali halinde hizmet geçerli olur. İlgili fiilen çalıştığından başka bir şart aranmadan hizmetin geçerli sayılması gerekir.25

Kamu görevlisinin görevden alınması sonucunu doğuran, görevden çıkarma ve emekliye ayırma gibi işlemlerin iptal edilmesi, ilgilinin görevden hiç ayrılmamış gibi eski durumunun iadesini, görevine başlamasını gerektirir.26

İptal kararı, hukuki etkisini kendiliğinden doğurmasına rağmen fiili etkisini her zaman kendiliğinden doğurmaz. İptal kararının uygulanması için idarenin bir takım işlem ve eylemlerde bulunması gerekir. Bu durumlarda idarenin ilgiliye işlemin artık hukuk âleminden 
kalktığını ve faaliyetine devam edebileceğini bildirmesi gerekir.27

1.1.2. Aynı Nitelikteki Karar Alınmasını Engellemeyen İptal Kararları
Kimi durumlarda iptal kararı üzerine, idare aynı sonucu sağlayan yeni bir karar alabilir. Eğer idari işlem yetki, biçim gibi noktalardan iptal edilmiş ise, idare bu gibi hukuka aykırılık durumlarını gidererek aynı sonucu doğuran yeni bir karar alabilir. Hemen eklemek gerekir ki bu yeni karar alındığı tarihten itibaren geçerli olur. Etki bakımından bu yeni karar iptal edilmiş olan eski kararın alındığı tarihe kadar geriye yürümez.28 Yenilenen işlemin yürürlük tarihi doktrinde tartışmalıdır. Yıldırım ULER' e göre; 

  • 25 ÇAĞLAYAN, a.g.e., sahife 171
  • 26 AYÇİÇEK, a.g.e., sahife 29
  • 27 a.g.e., sahife 28-29
  • 28 GÖZÜBÜYÜK A. Şeref, TAN Turgut, İdare Hukuku, C.2, İdari Yargılama Hukuku, Turhan Kitabevi, 1999, sahife 566

" İptal olunan işlem, sakat olmadan yapılabilme koşullarını sonradan kazanmış ise örneğin sonradan çıkan bir kanun bu işlemin yapılabilme olanağını açmışsa, işlem yenidir. Geçmişte yapılmış sakatlığın etkisi olmaz, yenilenmesinden başlayarak geçerli olur. İptal 
olunan işlem sakat olmadan yapılabilme koşulların yapıldığı sırada da taşıyor idi ise, yeni işlem görünüşte yenidir ancak ilk işlemin yapıldığı tarihten başlayarak geçerli olur, yani geri yürür. Bu çözüm, geri yürümenin kişi yararına olduğu durumlarda zaten iptal kararının 
sonucu ve gereğidir. Yapılması kişi yararına olan bir işlem bazı bozukluklar nedeniyle iptal edilmişse, geriye yürümeyen bir yenileme çoğu kez dava açanın kendi zararına çalışması anlamına gelebilir. Geri yürümenin kişi yararına olmadığı durumlarda da aynı çözümün 
uygulanması gerekir. Aksi halde, örneğin şekil bozukluğu nedeniyle iptal olunan emeklilik işleminde, ilgili idarenin hatasından yararlanarak kendisine nasıl olsa uygulanacak bir işlemin uygulanmasını uzun zaman geciktirebileceği gibi, bu sırada emeklilik de geçirdiği 
sürenin görevden hiç ayrılmamış sayılarak kıdemine eklenmesini, yükselme süresi gelmiş ise yükseltilmesinin yapılmasını isteyebilecektir. Oysa idarenin hatasından yararlanan kişiye böyle ayrıcalıklar tanımak eşitlik ilkesini zedeler. "29

Değişik bir durumda ise; bazı iptal kararları üzerine idarenin, kararda belirtilen esaslara uyarak yeni bir işlem tesis etmesi zorunludur. Örneğin yapı izni verilmemesi yolundaki işlem iptal edilince idarenin, yürürlükteki mevzuata uygun olarak ruhsat vermesi gerekir. Bu yargı kararının izin yerine geçmeyeceği kuralının sonucudur.30

İptal kararının ilerisi için de etki doğurması İdare Hukuku esaslarındandır. Ancak bu durum, idarenin işlemi iptal olunduktan sonra, aynı konuda bir daha işlem yapılamayacağı anlamına gelmez. Örneğin emeklilik işlemi iptal edilen bir kişinin bir daha emekliliğe sevk 

  • 29 ULER, a.g.e., sahife 98
  • 30 a.g.e., sahife 99

edilemeyeceği, görevden alma işlemi iptal edilince, ilgilinin bir daha görevden alınamayacağı düşünülemez. Şartları gerçekleştiğinde bu işlemler yapılabilir.31

Yetki ve biçimle ilgili sakatlıklar nedeniyle iptallerine karar verilen idari işlemler için ilgili idarelerin iptal kararının ışığında sağlıklı idari işlemler oluşturmalarına hiçbir engel yoktur. Bunu yapmak bir bakıma idarenin görevidir ve ancak bu şekilde verilen iptal kararının uygulanmış olduğundan söz edilebilir. 

1.1.3.Tersine İşlem Yapılmasını Gerektiren İptal Kararları
Kimi durumlarda idare, iptal edilen kararın tersine bir karar alma durumundadır. Bu duruma özellikle olumsuz kararların iptali halinde rastlanılır. Örneğin idareye yapı izni için yapılan başvurunun reddine ilişkin kararın iptali üzerine, idare yapı izni verme doğrultusunda 
karar alma durumundadır. Bilindiği gibi, Danıştay'ın vermiş olduğu iptal kararı "izin" yerine geçmez. Ancak idarenin izin vermeme kararının hukuka aykırı olduğunu gösterir. 108 Örneğin vergi borcu olduğu gerekçesiyle bir kişiye pasaport verilmemesi üzerine açılan bir iptal davası sonucunda yargı yeri ilgilinin vergi borcu olmadığını tespitle işlemi iptal ederse bu halde idarenin aynı gerekçeye dayanarak, istemin reddi yolunda yeni bir işlem tesisi mümkün değildir. Olumsuz bir işlem iptal edilince idare işlemi olumlu yapmak zorundadır. Davacının denizden doldurma isteminin reddi yolundaki işlemin iptal edilmesi üzerine Danıştay "...iptal kararı davacının denizden doldurma hakkının varlığını belirttiğine göre, başka bir deyişle izin talebinin kabulünü zorunlu kıldığına göre, idarenin davacının isteğini yerine getirmesi gerekir. Böyle bir uygulamanın dışındaki her türlü davranış ilamın ademi infazı manasını tazammum eder..." şeklinde karar vermek olumsuz işlemin iptal edilmesi halinde, idarenin olumlu olarak işlemi yapması gerektiğini ortaya koymuştur.32

  • 31 ÇAGLAYAN, a.g.e. sahife 173
  • 32 D. 8. D., E. No: 1974/1486, K. No: 1975/2126 ve T. 18.6.1975, Danıştay Dergisi, S. 20-21, sahife 496

İdarenin olumsuz işlemi iptal edilince, idare ilgilinin istemini yerine getirmek zorundadır. Ancak iptal kararı, işlem yerine geçmez, kişinin istemi otomatik olarak gerçekleşemez. Örneğin ruhsat isteminin reddi işlemi iptal edilince, ilgili mahkeme kararına dayanarak inşaatına devam edemez.33

Yine atamama işlemi iptal edilince, ilgili göreve atanmış sayılmaz. İptal kararı, idareye bu yönde yükümlülük yükler. “Göreve atamama işleminin iptali üzerine Danıştay iptal kararının idari işlemler yerine geçmeyeceğini idari yargı kararının idareye bu yönde karar 
alma yükümlülüğünü yüklediğini belirterek, Danıştay 'ca verilen iptal kararına rağmen, senatosunun gerekli kararı almaması karşısında Üniversiteler Kanunun 26. maddesinde yazılı usul ve şartların tamamlanmadığı bu durumda senato kararı olmadıkça Milli Eğitim 
Bakanlığınca davacının Profesörlüğe yükseltilmesi hususunda kararname düzenlemesi mümkün bulunmamaktadır.” diyerek iptal kararının işlem yerine geçmeyeceğini kişinin isteminin ancak yargı kararı doğrultusunda idare tarafından yerine getirilebileceğini ortaya 
koymuştur.34

Olumsuz işlemin iptal edilmesi üzerine idare olumlu şekilde karar almak zorundadır. İdare bu zorunluluğu yerine getirmezse, idarenin ve kamu görevlisinin sorumluluğu durumu ortaya çıkar.35

İptal kararı bir taraftan idareye olumlu işlem yapma yükümlülüğünü yüklerken, diğer taraftan idari işlemi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmaktadır. Bu noktada iptalin anlamı kişinin istemde bulunduğu anda o izni almaya hak kazanmış olduğunun belgelenmesidir. 
İdarenin yükümlülüklerini geçmişe etkili olarak yerine getirmek zorunda olmasının anlamı, 

  • 33 ALİEFENDİOGLU Yılmaz “Danıştay Kararlarına Uyulması” , Danıştay Dergisi, (1975), Y.5, S.16–17, sahife 17
  • 34 D. 5.D.,25.4.1973, E: 1972/7716, K:1973/2424, Amme İdaresi Dergisi, C.7, S. 2, sahife 226 
  • 35 ÇAĞLAYAN, a.g.e., sahife 187

ilgilinin örneğin ruhsatı ilk istemde bulunduğu anda alacağı şekilde gerekli işlemleri yapmasıdır.36

1.1.4.Hukuksal Durumlarda Değişiklik Yapılmasını Gerektiren İptal Kararları
Kimi durumlarda, idarenin iptal kararını yerine getirebilmesi için, iptal edilen kararla ilgili olanların hukuksal durumunda değişiklik yapılması gerekebilir. İptal kararlarının yerine getirilmesinde karşılaşılan en büyük güçlük bu gibi durumlarda olur. Gerçekten öyle iptal 
kararları vardır ki idarenin bunları yerine getirebilmesi için bir takım hazırlıklar yapıp bu kararla ilgisi olanların hukuki durumlarını değiştirecek işlemler tesis etmesi veya bu işlemlerle birlikte iptal kararının doğrultusundaki idari işlemi oluşturması gerekir. Örneğin 
idarece emekli edilen bir görevlinin Danıştay'dan aldığı iptal kararının yerine getirilmesi, ancak görevlinin yeniden eski görevine, ya da ona eş bir göreve dönmesinin sağlanmasını, sanki emeklilik işlemi hiç yapılmamış gibi görevlinin tüm haklarının geri verilmesini 
gerektirir. Bunun sonucu olarak, memurun görevine başlaması, iptal kararı alıncaya kadar açıkta geçen sürenin kıdemine sayılması gerekiyorsa yükseltilmenin yapılması eğer memurun emekli edilmeden önce kullandığı kadroya geçirilmesi ya da ilgiliye kazanılmış hakkına uygun yeni bir kadro bulunması gerekir. 37

Görevden alma işleminin iptali üzerine ilgilinin eski görevine döndürülmesi gerekir. Kimi görevlerde iptal kararının yerine getirilmesi ancak memurun eski görevine dönmesi ile olabilir. Memurun eski görevi benzeri bulunmayan ya da özelliği olan bir görev ise iptal 
kararının yerine getirilmesi, ancak davacının eski görevine iadesi ile mümkün olabilir. Bu gibi kadrolara atama yapılmış ise, iptal kararı üzerine atamanın nedeni ortadan kalkacağı için, 

  • 36 a.g.e., sahife 188
  • 37 AYÇİÇEK, a.g.e., sahife 33

idare atama kararını kaldırarak kadroyu boşaltır ve davacının görevine yeniden başlamasını sağlar.38

İptal kararının iptal edilen işlemi ve ona bağlı işlemleri yapıldıkları tarihten itibaren kaldırdığı idari yargı kararlarında müteaddit defalar belirtilmiştir. İdare bu kararlara uymak 39 ve bu kararların gereklerini yerine getirmek zorundadır. İdare bu yönden de eylem ve 40
işlemler yaparken, iptal kararının içeriği ve gerekçesi, idareyi duraksamaya sokmayacak açıklıkta olması gerekmektedir. 

Kamu görevlisinin görevden ayrılmasına neden olan işlem (naklen atama, görevden uzaklaştırma, emekliye sevk.) iptal edilince, kararın uygulanmış sayılması veya eski durumun geri gelmiş sayılması için ilgilinin eski görevine dönmesi gerekir. Danıştay 3. Dairesinin bu konuda ki kararı şöyledir: 

İptal edilen atama, nakil veya görevden alma işlemi, hukuken hiç tesis edilmemiş sayılmaktadır. Bu durumda, iptal edilen işlemden evvelki hukuki durum avdet ettiğine ve varlığını koruduğuna göre, iptal kararının yerine getirilmesi için yeni bir atama ve nakil işleminin yeniden tesis edilmesine hukuki bir zaruret ve imkân da mevcut değildir. Diğer bir deyimle, ilk atamadaki yönteme göre yeni bir atama işleminin tesisi edilmesine gerek yoktur. Çünkü iptal edilen işlemin tesisinden evvelki hukuki durum muhafaza ettiğine göre aynı 
kadroya aynı şahsın aynı zaman için ikinci defa atanması gibi sakat bir işlemin tesisinin hukuken mümkün olduğunu düşünmek hukuk mantığına ters düşen bir durum olur. Bu nedenle; İdarenin yapacağı işlem, iptal kararının maksat ve ruhuna uygun olarak ilk atama 
işleminin yürürlükte olduğunu ilgiliye bildirmesi ve görevini yürütmesini temin etmesinden ibarettir. Bu bildirimin idarenin başı olan kişi tarafından ( Bakanlar Kurulunun yetkisine giren 

  • 38 GÖZÜBÜYÜK, TAN, a.g.e., sahife 570 
  • 39 D.8 D., 20.10.1982, E:1981/551, K.1982/1196, Danıştay Dergisi, S.50-51, sahife 354
  • 40 ÖZDEŞ Orhan, a.g.e., sahife 45

hususlarda Başbakan ve ilgili Bakan, Bakanlıklarda Bakan, Genel Müdürlüklerde Genel Müdür, Üniversitelerde Rektör veya yetkisi dâhilinde olduğu takdirde Dekan gibi.) yapılması yeterlidir.41

İptal kararı üzerine, ilgilinin göreve başlayabilmesi için gerekli bildirimi idare yapmazsa yapılacak işlem şöyle belirlenir: Görevden alma işlemi yetkisiz bir makam tarafından yapılmışsa ve bu işlem yargı yerince iptal edildiğinde ilgili atamaya yetkili makama durumu bildirerek görevine başlayabilir. Burada ağır ve açık yetki aşılmasının kabulü ile işlemin yok hükmünde olduğu kabul edilebilir. Bunun gibi ağır ve açık yetki aşılması durumu nedeniyle işlemin iptal edilmesi hallerinde ilgilinin, yetkili makama bildirerek göreve başlayabilmesi kabul edilebilir.42

Görevden uzaklaştırılan veya atanan memurun yerine bir başkası atanmış ise, çeşitli ihtimallere göre çözüm de farklı olacaktır. Birinci ihtimalde, hem atama hem görevden uzaklaştırma işlemi iptal edilmişse Danıştay bu yöndeki kararlarında, iptal kararı işlemi yapıldığı tarihten itibaren ortadan kaldırdığından, kadronun zaten boş olmadığı, dolayısıyla başkasının atanmasının mümkün olmadığı formülünü kullanmaktadır. Her iki işlem de iptal edilince, kararın uygulanmasında zorluk çekilmez. İkinci atama da iptal edildiğinden kadro 
boş duruma gelmiştir. Kararın uygulanabilmesi için idarenin, ilgiliye göreve devam etmesini bildirmesi gerekli ve yeterledir.43

İkinci ihtimal, sadece görevden uzaklaştırma veya naklen işleminin iptal edilmesi, yerine yapılan atamanın aynı davada iptalinin istenmemesidir. Burada üçlü bir ayrım yapılabilir. Uzaklaştırma/ naklen atama işlemi ile yerine atama işlemi tek işlem kabul 

  • 41 D.3.D., 9.3.1978, 1978/199, 1978/151,Danıştay Dergisi, S.32-33,sahife 207 
  • 42 ÇAĞLAYAN, a.g.e., sahife 191
  • 43 a.g.e., sahife 192

edilebilir. Birbirinden bağımsız iki işlemin varlığı kabul edilebilir ya da ilgili iki işlem vardır ve bu ilişki temel işlem sonuç işlem ilişkisi olarak ele alınabilir. 44

Yukarıdaki örnekte görevden uzaklaştırma ile yerine yapılan atama işlemini tek bir işlem sayarsak çözüm kolaylaşır. Tek işlem olunca, hem uzaklaştırma hem de ikinci atama işlemi iptal edilmiş sayılır ve kadro boşalmış olur, ilgili görevine dönecek, yerine atanan kişi 
de görevi terk edecektir.45

Örnekteki işlemleri birbirinden bağımsız iki ayrı işlem sayarsak, ikinci atama işleminin, iptal kararından etkilenmemesi gerekir. İkinci atama işlemi, birinci işlemin 46 hukuken geçerli olduğu bir zamanda yapılmış ve ikinci memur hakkında bazı statü hakları doğmuştur. İkinci memur hakkındaki atama işlemi ayrıca iptal edilmediği sürece hukuken geçerlidir.47

Görevden uzaklaştırma işlemi ile yerine atama işlemini ilgili işlemler sayarsak, uzaklaştırma işlemi iptal edilince, bu iptal kararından, ikinci atama işleminin de etkileneceği dolayısıyla bu yeni işlemin mahkemece iptal edilebileceği gibi idarece de geri alınmasının gerekli olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda yerine atama işlemi hukuken geçersiz hale gelir.48

Danıştay uzaklaştırma işlemi ile yerine atama işlemini, ilgili işlem saymakta ve birinci işlem iptal edilince ikincisinin de sebep yönünden hukuka aykırı hale geldiği gerekçesiyle iptal etmektedir. İkinci atama işlemi dava edildiğinde durum budur. Dava 

  • 44 ULER, a.g.e., sahife 53
  • 45 a.g.e, sahife 54
  • 46, a.g.e., sahife 54 46
  • 47 KIRATLI Metin,“Yürütmenin Durdurulması” A.Ü.S.B.F.D.,XXI, (Aralık 1966), S.41,sahife 195
  • 48 ALİEFENDİOGLU, a.g.e., sahife 18

edilmemiş ise idare iptal kararını uygulamak için gerekli işlemleri yapmak zorundadır. Yani ikinci atama işlemini geri alarak ilgilinin göreve başlamasını sağlamak durumundadır.49

İptal davası devam ederken, ilgilinin emekliye ayrılması veya başka bir göreve atanması ve sonradan iptal kararı verilmesi durumunda iptal kararının nasıl uygulanacağı konusundaki Danıştay 3. Dairesinin 9.3.1978 gün ve E.78/151 ve K.78/999 sayılı kararı şöyledir: 

"...burada birbirinden bağımsız iki ayrı işlem mevcuttur. Bu işlemlerden birincisi davacının açmış olduğu iptal davası üzerine iptal edilen işlemdir, diğeri ise, davacının iradesine dayanılarak yani isteği ile emekliye ayrılması veya başka bir görev atanması yolunda tesis edilmiş bulunan işlemdir. Bu işlemlerden birincisi hakkında verilen iptal kararının yerine getirilmesi gerekli ise de, davacı kendi isteği ile emekliye ayrılmak veya başka bir göreve atanmak gibi idareye yeni işlemler tesis ettirmiş bulunduğu cihetle, hukuki bakımdan ortada yerine getirilmesi gerekli bir Danıştay kararı kalmış bulunmamaktadır. Ancak, verilmiş bulunan iptal kararının da davacının isteğiyle emekliye ayrıldığı veya başka bir görev atandığı tarihe kadar ki müktesep ve sübjektif haklarına ilişkin kısımlarının uygulanması zorunludur…"50

Kişinin ilerlemesine hukuka aykırı olarak engel olunmuş ve bu karar yargı yerince iptal edilmiş ise idarenin yapacağı iş, ilgilinin ilerlemesini sağlamaktır. Kademe ve derece ilerlemesi veya terfi gibi işlemleri yapmak zorundadır. Bu yeni işlemin, iptal edilen işlemin yapıldığı tarihe kadar geriye yürümesi gerekir.51

  • 49 ÇAĞLAYAN, a.g.e., sahife 195
  • 50 D. 3. D. 9.3.1978 gün ve E.78/151 ve K.78/999, Danıstay Dergisi, (1979), S.32–33, sahife 207
  • 51 ÇAĞLAYAN, a.g.e., sahife 204

Kamulaştırma Kanunun 16. maddesine göre yapılan kamulaştırma işlemi üzerine, taşınmazın idare adına tapuya tescili hukuk mahkemesinin kararı ile olduğundan adliye mahkemesinin kararıyla yapılmış bir tescil işleminin idari yargı organının verdiği kamulaştırma işleminin iptali yönündeki bir kararla ortadan kaldırılamaz. Bu sorunun çözümü, yani idare adına tescilin kaldırılıp, malik adına tescili için, malikin adliye mahkemesinde, bir "terkin davası" açması gerekir. Bu durum, idare sistemimizde kabul edilen adli ve idari yargı mercilerinin ayrılığı ilkesinin bir sonucudur.52

Kamulaştırma işlemi aleyhine açılan iptal davası devam ederken, idarenin Kamulaştırma Kanununun 16. maddesine göre taşınmaza el koyması halinde taşınmazın yıkılması, üzerindeki ağaçların kesilmesi gibi eylemler yapıldıktan sonra iptal kararı verilirse idare hukuku sistemimizde aynen tazmin borcu kabul edilmediğinden, bu nedenle de kararın uygulanmasında imkânsızlık olduğundan malike tazminat verilmesi gerekir.53

İptal edilen işlem dolayısıyla uğranılan zararın ya da yoksun kalınan avantajların karşılanması zorunludur. İptal edilen işlem dolayısıyla uğranılan zarar, iptal davası ile birlikte açılan tam yargı davası ile birlikte istenmişse veya iptal kararı zorunlu olarak ödemeyi  içeriyorsa örneğin ödeme işleminin iptali gibi, bu durumda idare dava konusu ödemeyi yapmak zorundadır. Sadece işlemin iptaline karar verildiği durumlarda bu işleme bağlı mali haklar Danıştay 1. Dairesinin E.82/112, K.82/130 ve 7.6.1982 tarihli kararına göre idare 
tarafından o görev yapılmış gibi ve başkaca hükme gerek olmaksızın, kendiliğinden ödenmesi gerekli bulunmaktadır. Bu karara göre haklarında tesis edilen göreve son verme, görevden çekilmiş sayılma ya da benzeri işlemlerin yargısal kararla iptali üzerine, göreve 
döndürülenlere, dava dilekçelerinde istemde bulunmuş olup olmadıklarına bakılmaksızın işlemin tesis tarihinden sonraki bütün maddi hakların ödenmesi gerekir.54

  • 52 a.g.e., sahife 205
  • 53 ULER, a.g.e., sahife 100
  • 54 D. 1. D., E.1982/112, K.1982/130, 7.6.1982, http://www.danistay.gov.tr/kerisim/container.jsp

Karardan da anlaşılacağı üzere, iptal edilen işleme bağlı mali haklar iptal kararına dayanılarak talep edilebilecek hatta ilgililer istemde bulunmasa dahi idare kendiliğinden yerine getirecektir. İdarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi iptal kararının yerine getirilmemesi anlamına gelecek ve sorumluluğu doğuracaktır.55

1.1.5.Yerine Getirilmesi İmkânsız Olan İptal Kararları
Kimi durumlarda, iptal kararının yerine getirilmesi olanağı bulunmayabilir, ya da iptal kararının yerine getirilmesi büyük haksızlıklar doğurabilir. Bu gibi durumlarda ilgiliye tazminat verilmesi, ya da yasama organının hukuksal düzende değişiklik yaparak, iptal kararının doğurduğu olumsuz sonuçları gidermesi gerekebilir. Ancak anayasamıza göre yasama yoluyla etkisiz kılma olanağı olmadığından, yasama organı ancak yargı kararlarının yerine getirilmesini kolaylaştırmak veya iptal kararlarından doğan boşluğu doldurmak için müdahale edebilir.56

Kimi durumlarda iptal kararının yerine getirilmesinde maddi ve hukuki imkânsızlık olabilir. Örneğin görevden alınan bir memurun, iptal kararı alınıncaya kadar emeklilik yaşına ulaşması durumunda, memurun eski görevine başlatılması, memurluk durumunun yeniden 
sağlanması olanağı yoktur. Ancak memurun emeklilik statüsünde süre, aylık, ikramiye yönünden düzeltmeler yapılabilir. Memurun görevinden alınması ile uğradığı zararlar yönetim tarafından ayrıca karşılanır.57

Hukuki imkânsızlık iptal kararının uygulanması başka bir hukuki durumun engellenmesi halidir. Fiili imkânsızlık ise maddi alandaki engeller nedeniyle iptal kararının 

  • 55 ÇAĞLAYAN, a.g.e., sahife 210
  • 56 GÖZÜBÜYÜK, TAN, a.g.e., sahife 581
  • 57 a.g.e., sahife 583

uygulanamamasıdır. Danıştay kararlarında maddi ve hukuki engellerin bulunması halinde, 58 uygulamanın mazur görülebileceğini, ancak bu durumda idarenin tazminat sorumluluğunun devam ettiği belirtilmektedir. Öğretide de fiili ve hukuki imkânsızlık varsa uygulamanın hoşgörülebileceği kabul edilmektedir.59

Vergi hukuku bakımından hukuki imkânsızlık hali ender olarak verginin cebren tahsili dolayısıyla söz konusu olabilir. Haczedilen malın satışına dair işlemin iptali yönünden karar verildiği tarihte satışa konu malın iyi niyetli kişiler arasında birkaç kez el değiştirmiş
bulunması buna örnek olarak gösterilebilir. Hukuki imkânsızlık halinden söz edilebilmesi için ayrıca gösterilen hukuki engelin aşılamayacak nitelikte olması da gerekir.60

Fiili imkânsızlık iptal kararının maddi alanda meydana gelen bir engel nedeniyle uygulanamaması, gereğinin yerine getirilememesi halinde söz konusu olur. Maddi imkânsızlık halinin klasik örneği yıkma kararına karşı iptal kararı verilinceye kadar, binanın yıkılmasıdır. 
İdarenin elindeki mallar kamu hizmetinin görülmesine özgülendiğinden aynen ifa kamu hizmetinin görülmesini engelleyebilir. Özel hukukta yapma borçları tarafından yerine getirilmesi gerekmediği zaman nasıl para borcuna dönüşebiliyorsa, burada da idareye yıktığı 
binayı, duvarı, çiti yeniden yap denilemez. Burada imkânsızlık maddi değil, hukuksaldır. İdareyi aynen ifaya zorlamayı hukuk istememektedir.61

Hukuki ve fiili imkânsızlık idareyi bu durumu kanıtlaması koşuluyla yalnızca kararın yerine getirilmesi zorunluluğundan kurtarır. Yoksa idarenin bu imkânsızlık sebebiyle ilgilinin 

  • 58 ULER, a.g.e., sahife 99
  • 1-13-3-7-6 ULER, a.g.e., sahife 99, GÖZÜBÜYÜK, TAN, a.g.e., sahife 583
  • 60 CANDAN Turgut, "İdari Yargı Kararlarının Uygulanması V", Maliye Postası, (15.Mayıs 1991), Y.12, S. 257, sahife 42-43.
  • 61 ULER, a.g.e, sahife 100 61

maruz kıldığı maddi ve manevi zararlardan dolayı sorumluluğu devam eder. İdare bu durumda ilgilinin maddi ve manevi zararlarını gerçek miktarlarıyla hesaplayıp vermek zorundadır.62

1.2. Bireysel İşlemler Bakımından İptal Kararları 
İdare bireyin eski hukuki durumunu kazanması için gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür. Bireysel işlemler hakkında verilen iptal kararları yalnızca davacıyı etkileyeceği 63 gibi daha geniş bir etki alanına da sahip olabilir. İptal kararının etki alanı, dava konusu 
işlemin ve varsa ona bağlı diğer işlemlerin etki alanı ile sınırlıdır. 

İptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygunluğu denetlenir ve böylece idarenin hukuk alanı içinde kalması bu alan içinde hareket etmesi amaçlanır. İdari yargı yerlerince verilen iptal kararları ile hem iptal edilen idari işlemle hukuk alanı dışına çıktığı saptanan idare yeniden bu alan içine alınmış olur hem de menfaati ihlal edilen ve bu nedenle dava açan ilgili eski hukuki durumuna geri gelerek iptal kararından somut olarak yararlanır.64

İptal kararı ile birlikte dava konusu edilen işlem, tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkacağı ve hukuk âleminde hiç doğmamış kabul edileceğinden, bu işlemden önceki hukuki durumun ortaya çıkması sonucundan etkilenecek olan kişiler iptal kararının ilgilileri olacaktır. 
İlgilisi birden çok da olsa, niteliği gereği "bireysel etkili" olarak kabul edilmelidir. Çünkü işlemler bireysel niteliktedir. 

Danıştay 3. Dairesince; bir memurun görevden alınması veya başka bir göreve atanmasına ilişkin işlemler hakkında açılan davalarda verilen iptal kararlarının uygulanmasında, tesis edilecek işlemin biçimi yönünden doğan tereddüdün giderilmesi 

  • 62 CANDAN, a.g.e., sahife 43
  • 63 D. 5.D., 1.12.1998, E:1998/3313, K:1998/2832 http://www.danistay.gov.tr/kerisim/container.jsp
  • 64 D. 5. D., 4.6.1998, E:1996/731, K:1998/1706 http://www.danistay.gov.tr/kerisim/container.jsp

amacıyla idarenin isteği üzerine verilen istişari düşüncede; iptal kararının yerine getirilmesi için ilk atamadaki yönteme göre yeni bir atama işleminin tesis edilmesine gerek olmadığı kararlaştırılmıştır. İptal hükmünün, dava konusu işlemden önceki hukuki durumu ortaya 
çıkaracağından aynı kadroya ikinci kez atama yapılmasının hukuken mümkün olmadığı; idareye düşen görevin ise iptal kararının maksat ve ruhuna uygun olarak ilk atama işleminin yürürlükte olduğunu ilgili kişiye bildirmek ve görevini yürütmesini teminden ibaret olduğu belirtilmiştir.65

Uygulamada ise yukarıda anılan kararın aksine, işlem tesis edildiği görülmektedir. Bunun bir sakıncası da bulunmamaktadır. Gözden uzak tutulmaması gereken şey, idarenin bireyin eski hukuk durumunu kazanması için gereken işlemleri yapmakla yükümlü 
olduğudur. Önemli olan, idarenin yargı kararını uygulama amacıyla hareket etmesi ve 66 uygulamasıdır. Bu nedenledir ki; uygulama işlemlerinde yetki ve şekil unsurları yönünden mevcut hukuka aykırılıkların uygulama işlemini sakatlamayacağı hususu, mahkeme 
kararlarında yer almaktadır. Bunun dayanağı ise, mahkeme kararlarını uygulama 67 bakımından idarenin "bağlı yetki" içinde bulunması oluşturmaktadır. 

Yargı organlarının hareket noktasını ise, kararların uygulanmasını daha doğrusu hukukun üstünlüğünü sağlama amacı oluşturmaktadır. Ancak, yargı kararının uygulanması konusunda idarenin farklı seçeneklere sahip olduğu hallerde, iptal kararına konu teşkil eden 
işleme bağlı diğer işlemler bakımından yapılan "uygulama" işlemlerinin yetki unsuru yönünden hukuka uygun olarak tesis edilmeleri gerektiği belirtilmiş ve bu hususa aykırılık iptal nedeni sayılmıştır.68

  • 65 D. 3.D., 9.3.1978, E: 1978/151, K:1978/199, Danıştay Dergisi, (1979), S.32-33, sahife 207-211
  • 66 D. 5.D. 25.2.1998, E: 1997/13, K:1998/515 http://www.danistay.gov.tr/kerisim/container.jsp
  • 67 D. 5.D., 6.11. 1996, E: 1996/1997, K:19969/3334; Danıştay Dergisi, (1997), S.93, sahife 311-313
  • 68 D. 5.D., 8.4.1996, E: 1998/2932, K:1996/1469 http://www.danistay.gov.tr/kerisim/container.jsp

1.3. Düzenleyici İşlemler Bakımından İptal Kararları 
Düzenleyici işlemler, genel nitelikleri nedeniyle geniş bir etki alanına sahiptir. İptal kararından, menfaati olan herkesin yararlanması gerekir. Bu nedenle, bireysel işleme oranla düzenleyici işlemin iptali kararı ilgililerinin daha geniş bir kitle olduğu açıktır. İşlemle ilgili 
kişiler bakımından iptal kararının genel etkisi, düzenleyici ve genel işlemlerde çok açık bir biçimde gözükmektedir; iptal istenilen düzenleyici işlem hükmü daha önce iptal ettirilmiş ise "iptal hükmü herkese sâri bulunduğundan" yeniden karar alınmasına, aynı işlemin bir kez daha iptaline gerek yoktur.69

1.3.1. Hukuk âleminde yenilik doğuran düzenleyici işlemler
Halen yürürlükte olan düzenleyici işlemler bakımından herhangi bir etki yaratmayan, düzenleme alanı bakımından tek olma özelliğini taşıyan düzenleyici işlemlerin iptali halinde, uygulama sorunu söz konusu olmayacaktır. Çünkü işlem ortadan kalkacaktır. İdarenin aynı 
konuda düzenleyici işlem tesis etme yetkisi, takdiri dâhilinde olmakla beraber kanunun bu 70 konuda idareye görev verdiği hallerde bu görevin yerine getirilmemiş olması idarenin&nbs